
Sayın Başkan yeniden bir geri vites olayına imza atmış. Kulüpler Birliği denen bizi pek de ilgilendirmeyen bir oluşumun tekrar başkanı oldu.
Oysa ben bile inanmıştım onun eskişehir maçından sonra söylediklerine...
Ne söylemişti sayın Führer; "Fenerbahçe'nin çıkarlarını koruyamıyorum bu şekilde, Kulüpler birliğinden istifa edicem ve bundan sonra sadece Fenerbahçe'nin çıkarları için uğraş vericem."
Zaten Fenerbahçe Başkanı'nın yapması gereken tek işi yapamadığını bu cümleden anlıyoruz da yine de birşey diyemiyoruz kendisine, peki dedik madem öyle bari bundan sonra Türk Futbolundan çok Fenerbahçeyle uğraşsın. Çünkü örnek vermek gerekirse mesela biz Milli Takımın başarısındansa Fenerbahçe'nin başarılarından mutlu olan insanlarız ya da kendi adıma konuşayım ben öyleyim. Ve Fenerbahçe Başkanı'nın da 1. derece Fenerbahçeyi düşünmesi gerekir. Ben buna inanıyorum...
Neyse gelelim Adolf Hitler ile aralarında ki benzerliklere, laf olsun diye atmadık o başlığı;
**Öncelikle Nazilerin Führer'i de bizim Führer de saygı düşkünü , itibar ve rütbe merakı tavan yapmış adamlar.
**Bakıyoruz Aziz Yıldırıma Futbolcularına , yöneticilerine Adolf'un askerlerine, kurmaylarına davrandığı gibi davranıyor. Onları aşağılayarak kovaladığı oluyor ve bu kovalama işleminde kamuoyununda onayını almak için belkide, bazı saçma gerekçeler,suçlamalar sunuyor.
**Adolf Almanya'nın mimarisinde önemli gelişmelere imza atmış, bizimkisi de stat yaptık lafını ağzından düşürmüyor, Adolf'un bu mimari yatırımlarının altında kendi ismini ömür boyu yaşatmak yatıyor, bizimkisi'nin şimdilik böyle bir girişimi yok gibi ama Sayın Ali Şen stadın adının değiştirilmesini önerdiğinde bi an dedim aha geliyoruz o noktaya.
**Adolf Hitler de onun düşünceleriyle uyuşmayan öneriler getirildiğinde aşırı tepki veriyor ve sadece kendi kafasındakinin doğru olduğuna inanıyor.
**İkisinde de büropatoloji rahatsızlığı vardır, gel bizim mahallenin muhtarı da sen ol desen, gelir olur Aziz Yıldırım, yeterki emrinde insanlar olacak, senin dediğini yapacaklar densin. İkisi de onlar olmazsa bulundukları yerin yok olacağını, orada işlerin yürümeyeceğini düşünürler.
**Bizimkisinde Adolf'tan farklı olarak hitabet yeteneği çok fazla güçlü değildir, ancak bunda 1 harfe olan özrünün de etkisi büyüktür diye düşünüyorum. Yine de insanları kendi inandığına sanki onların inançlarıymış gibi inandırmayı başarır.
**Kendi amaçlarından başka bir doğru olduğuna inanmazlar, bunu öne sürenleri de güçleri yetiyorsa yolcu ederler, yetmiyorsa kızarıp bozarırlar.
**Sonuç olarak ikisi de kafalarının dikine giderlerken bulundukları rütbeye yakışır hareket ettiklerini, herşeyi daha güzel yapacaklarına inanırlar ve bu doğrultuda yarardan çok zarar vermeye başlarlar.
**En son olarak da Adolf söylesin düşüncesini ; "İnandığım yolda bir uyurgezerin sakınmazlığı ve inadıyla yürürüm ben" siz Aziz Yıldırım'ın ağzından bu cümleyi duysanız yadırgar mısınız?
GİT!!! Doğru düzgün gitmiyorsan tak "R" ye geri geri git, yapabilirsin biliyoruz.