19 Kasım 2010

Alıntı Ve Sayfa #2

Tarih ve tütün kokulu bir yazı, spoiler etkisi yoktur keyifle okuyabilirsiniz;

Korkma Ben Varım (Murat Menteş) kitabını okurken sizin için işaretlediğim bir bölüm. Aziz İstanbul adlı karakter Fuat, nam-ı diğer FU'ya sigaradan bahsediyor;

Aziz İstanbul'la benim vosvos'a atlıyoruz. Bir sigara yakıyorum. Paketi ona uzatıyorum.

"Sen sigara içer miydin?" deyip bir tane alıyor. Ve başlıyor anlatmaya; " Bu mereti 400 senedir tüttürüyoruz. Osmanlıya tütün 1606'da getirilimiş. I. Ahmed zamanında, ingiliz gemicileri limana yığmışlar balyaları. Nasıl ki okulda, mahallede kötü arkadaşlarımız bizi sigaraya alıştırıyor. Türk milletini de tütüne ingilizler ayartmış. Tütünü "Lüle" denilen bir yuvaya doldurup çubuklarla içiyorlarmış. Pipo gibi bir şey yani, sigara kağıdı yok ortada daha. Tam ikiyüz sene öyle çubukla tüttürmüşler."

"1600'lerin başında halkımız komple tütüne başlıyor. Tütün tiryakiliği salgın gibi yayılıyor. Bir yandan alimler 'helal mi? , Haram mı' tartışıyorlar. İngilizler 'Bu tütün bir kısım hastalıklara şifadır.' demişler. Hangi hastalıklar? Ne şifası? Kahvehaneler bir tütün dumanı çöküyor ki bugünden beter, göz gözü görmüyor. O devrin, tütün mamülleriyle savaşan gönüllüleri , kokudan şikayet ediyorlar. bas bas bağırıyorlar, ' Mahalleler kokuyor, bıyıklar, cepkenler, sarıklar kokuyor leş gibi!' diye...
İstanbul'da evler ahşap. Bugün kü sigara yüzünden çıkan orman yangınları gibi, sönmemiş tütünlerden mahalle yangınları patlak veriyor."

"I. Ahmed'den sonra I. Mustafa tahta çıkıyor ve iniyor. Minibüse binip az ötede iner gibi. Bir nevi indi bindi yapıyor. Sonra Genç Osman. Onun da hükümdarlığı 3-4 sene sürüyor. Ve 1623 de IV. Murad padişah oluyor. Daha çocuk, 12 yaşında! 18'ine gelip de devlet idaresini büsbütün eline aldığında, kanlı fırtınalar koparıyor! Bütün kahvehaneleri kapattırıyor. Hatta yıktırıyor. Onların yerine nalbant dükkanları, deri atolyeleri kurduruyor. Dikkat et, tütün içenlerin idam edileceğini duyuruyor. Devrin alimlerinden Kadızade Mehmet Efendi de tam bir tütünle mücadele militanı. Padişahla aralarında ne konuştular bilemiyoruz. Derken, tütün içenlerin kelleleri etrafa izmarit gibi saçılmaya başlıyor. Hakikaten, bugün yerlerde gördüğün izmaritlerin, tütünkeş kelleler olduğunu düşün. Her sabah sokaklarda 40-50 ceset! Kafaları kesilip, koltıklarının altına bırakılmış. Ağızlarına da tütün çubuğu konulmuş!"

"Her muhitte hafiyeler dolaşıyor. Duman avcıları, dedektifler, gizli ajanlar! Bu manyaklar çatılara çıkıp bacaları falan kokluyorlar! Çünkü evinde gizli gizli tütün içenler, şömineye, ocağa yanaşıp, dumanı yanan odunun kömürünün dumanına üflüyorlarmış! Tiryakiler her allahın günü kayıp veriyor, özellikle İstanbul'da korkudan herkesin os.ruğu düğümlenmiş. Yine de tütünden büsbütün vazgeçemiyorlar! Tam bir çılgınlık nöbeti gibi, cellatların içinde koşuşutuğu, hafiyelerin parmak uçlarında dolaştığı, kementlerin, palaların, yağlı urganların uçuştuğu bir tütün dumanı Osmanlı topraklarında yüzüyor! Belki de şu; "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" lafı ozamandan kalmadır... Hatta IV. Murad, bizzat kendisi kılık değiştirip ahalinin arasına karışıyor, kelle avcısı bir dedektif padişah! Yasaklara uymayanları bizzat kendisi topuzuyla öldürüyor! İşin tuhafı, Sultan Murad, tütüne , afyona, içkiye düşkün bir adamdı. Onsekiz yaşında bir çocuk yani . Alkolik hükümdar, zaten yırmisekizinde sirozdan öldü. İçe içe karaciğeri çürütmüş! Şimdi biz 1653 senesinde olsaydık, sohbetimize tat katan bu duman bizi boğacaktı. Senden beş-altı yaş benden 25 yaş küçük bir arkadaşımız olan Murad Bey, canımıza ot tıkacaktı."

"-ben içmezdim" diyorum.
"Öyle mi?"
"Öyle tabi Aziz ağabey, deli miyim, IV. Murad'ın cinai hatırını kırmazdım yani. Sen içer miydin?"
"Kesinlikle evet... Sene 1638 IV. Murad önümüzde Bağdat'ı fethe gidiyoruz."
"Nasıl?"
"Farz-ı muhal, senle ben de Üsküdar'dan yola çıkan ordudayız."
"Eyvallah, sonra?"
"Bazı arkadaşlarımız tenhalarda, molalarda , gizli saklı tütün içiyorlar."
"Kim ki onlar?"

"Ordunun yarısı! Üçpınar'a vardığımızda konaklıyoruz. Padişah kıyafet değiştirmiş, aramızda dolaşıyor. Ruhumuz bile duymuyor. On kişiyiz, makam mertebe sahibi, hürmet gören adamlarız. Padişah şak diye hepimizi kestirip atıyor! Reha bölgesinde ondört kişi, Halep'de yirmi kişi! Yirmi yuvarlak sigara gibi, kırılıyor! Kol ve bacak kemikleri parçalanıyor! Savaşa giden bir ordu, böyle idam edile edile yol alıyor! Tütün yüzünden! İnsan , silah arkadaşlarını imha ettirir mi? Tarih bunları yazıyor Fu. Hani sigarayla savaşan derneklerin dergilerinde sık görülen bir fotoğraftır, adamın birinin kocaman açılmış ağzına yüzlerce sigara tıkılmıştır. Murad'ın katlettirdiği zavallıların ağzına da böyle tütünler, çubuklar, lüleler tıkılmıştı. E askerlerin bir kısmı firar ediyor. Dumanlı dağlara, sisli ormanlara, buğulu ovalara doğru kaçıyorlar!"

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails