6 yaşındayım falan…
Bir tane sütkardeşim var. Karşılıklı evlerde oturuyoruz, karşılıklı, sokaklarda oynuyoruz onunla.
Bir tane sütkardeşim var. Karşılıklı evlerde oturuyoruz, karşılıklı, sokaklarda oynuyoruz onunla.
Mahallede bir elektrik direğine pota bağladık.
Sonra ben direğin dibindeki bahçe duvarına çıktım.
Hilal…
Sütkardeşim…
O aşağıdan topu atıyor; ben de yakalayıp potaya basıyorum smacı.
Hani bahçe kapılarının süslemeleri olur ya demirden; böyle uçları çıkık çıkık olur, sivri…
Hilal aşağıdan topu yolladı.
Top benim boyumu geçti ama inat etmişim bir kere; basacağım smacı.
Topla beraber havalandım.
Ayaklarım boşta, havada güzel bir saltoyla kafa üzeri o demir kapının çıkıntılarına düştüm.
Kafamın kenarında güzel bir izi var o yarığın.
Bazen geçmişini saçlarınla bile gizleyebiliyorsun…
Bazen de suratına ilk bakışlarında anlıyorlar küçükken televizyonu hangi mesafeden izlediğini…
Elimden tuttu Hilal.
Eve 2 ev mesafedeydik zaten Eve götürdü.
Zili zorluyoruz kimse açmıyor.
Ben de henüz korkulu bir göz görmemişim; belki de o yüzden dehşete kapılıp ağlamıyorum hala.
Kapıyı kimse açmadı, annem komşuya gitmiş. Sonra biz de el ele komşuya gittik. Ama kan fena akıyor…
Anneme ulaştığımızda üzerimdeki yeşil t shirt artık yeşil değildi…
Annemin gözleri de artık bildiğim gözleri terkedip dışarı fırlamak istiyordu sanki,
O gözleri görünce anladım…
Ağladım!
Hilalin bıraktığı ellerimden o tutuyordu artık,
Hilalin bıraktığı ellerimden o tutuyordu artık,
Doktora gittik dikiş attırdık. Kan durdu.
Bazen yaraları iğne iplikle kapatabiliyorsun…
Bazen de yüzüne bir bakışta anlıyorlar geçmişte acıya ne mesafeden yaklaştığını…

0 yorum:
Yorum Gönder