05 Ekim 2011

O'na Anlatı

6 yaşındayım falan…
Bir tane sütkardeşim var. Karşılıklı evlerde oturuyoruz, karşılıklı, sokaklarda oynuyoruz onunla.
Mahallede bir elektrik direğine pota bağladık.
Sonra ben direğin dibindeki bahçe duvarına çıktım.
Hilal…
Sütkardeşim…
O aşağıdan topu atıyor; ben de yakalayıp potaya basıyorum smacı.
Hani bahçe kapılarının süslemeleri olur ya demirden; böyle uçları çıkık çıkık olur, sivri…
Hilal aşağıdan topu yolladı.
Top benim boyumu geçti ama inat etmişim bir kere; basacağım smacı.
Topla beraber havalandım.
Ayaklarım boşta, havada güzel bir saltoyla kafa üzeri o demir kapının çıkıntılarına düştüm.
Kafamın kenarında güzel bir izi var o yarığın.

Bazen geçmişini saçlarınla bile gizleyebiliyorsun…
Bazen de suratına ilk bakışlarında anlıyorlar küçükken televizyonu hangi mesafeden izlediğini…

Elimden tuttu Hilal.
Eve 2 ev mesafedeydik zaten Eve götürdü.
Zili zorluyoruz kimse açmıyor.
Ben de henüz korkulu bir göz görmemişim; belki de o yüzden dehşete kapılıp ağlamıyorum hala.
Kapıyı kimse açmadı, annem komşuya gitmiş. Sonra biz de el ele komşuya gittik. Ama kan fena akıyor…
Anneme ulaştığımızda üzerimdeki yeşil t shirt artık yeşil değildi…
Annemin gözleri de artık bildiğim gözleri terkedip dışarı fırlamak istiyordu sanki,
O gözleri görünce anladım…
Ağladım!
Hilalin bıraktığı ellerimden o tutuyordu artık,
Doktora gittik dikiş attırdık. Kan durdu.

Bazen yaraları iğne iplikle kapatabiliyorsun…
Bazen de yüzüne bir bakışta anlıyorlar geçmişte acıya ne mesafeden yaklaştığını…

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails